Demlan Yaşamlar

Geçmişteki Bana Bir Mektup: Tohumların Sabrıyla Yeşermesi

Sevgili O telaşlı, bitmeyen sorularla dolu genç halim,

Eğer bu satırlar sana ulaşıyorsa, biliyorum ki omuzlarında taşıdığın yük ağır. Hızla gelip geçiyor her şey sanki, değil mi? Her anın bir sonraki adıma koşmaya mecburmuş gibi hissediyorsun. Acele ediyorsun; oysa ki, aceleciliğin en büyük düşmanımız olduğunu bilmeni isterim.

Şu anki ben, Eskişehir’in bu sakin köşesinde, çamurla ve sıcaklığın sunduğu o değişime teslim olmuş bir yapımdayım. Parmaklarımda bıraktığım izler, aceleyle çekilmiş karalamalar değil; onlar nefes alışınların takibi. Ve bu dinginliği, senin o telaşlı ruh haline bir sır gibi bırakmak istiyorum: Her şeyin zamanı var.

Hatırlarım o dönemleri. Sürekli bir "yapmalıyım", "olmalı" baskısı vardı üzerimde. Sanki hayat, bir sonraki sunumun mükemmeliyetçiliğine ulaşmayı bekleyen kırılgan bir seramik gibiydi. Oysa o büyük resim, binlerce minik karardan örülüyor; ve her biri aceleye gelince çatlıyor.

Beklentinin Baskısı ve Toprağın Gerçeği

Toprakla olan ilişkim, bu gerilimi çözmekte en büyük öğretmen oldu. Bir çamur kütlesiyle uğraşmak, beklemek zorunda olduğun bir dans. Onu şekillendiriyorsun, merkezi stabil hale getiriyorsun ve sonra o tezgâhın dönerken ona sunduğu ince ama kararlı direnç var ya... İşte o direnç, bazen en değerli geribildirim oluyor. İlk denemelerimde kurduğum hayal gücüyle uğraşmıştım ben de. Sanki süreci atlayıp doğrudan nihai eseri görmek istiyordum.

Ama doğa, bilirsin, asla böyle bir kısayol tanımıyor. Bir tohumun çimlenmesi için karanlık, basınç ve sıvı ihtiyacı var. Bu süreçte onu zorlamak, yüzeyini çatlatmaktan başka bir işe yaramıyor. Sen de o dönemde en çok bunu zorluyordun sanırım; kendini, dış dünyaya sunacağın mükemmel ve hazır bir varlık olarak görmek isterdin.

Dinginliğin Küçük Ritüelleri

Şimdi, bu aceleci ruh haline bir armağan etmek istiyorum. O büyük hedeflere ulaşma baskısını bir kenara bırakıp, sadece o anın dokusuna odaklan.

  • Bir fincan çayın buharını sadece izle. Tadına bakmadan aceleyle bitirmeye çalışma; o kokuyu derinlemesine içine çek.
  • Bir yerel üreticinin elinden alınan o basit malzemeye dokun. Onunla birlikte gelmiş olan emeğin öyküsünü dinlemeden geçme.
  • Bir sonraki büyük hamleni değil, sadece bu anın küçük ritüelini tamamlamanın huzurunu yaşa.

Bu yavaşlama, bir geri adım değil sevgili ben. Bu, ayaklarının yere sağlam basmasını sağlayan kökleri derinleştirme eylemi. O aceleci koşu bandından çıkıp, toprağın ritmine uyum sağladığında göreceksin ki, sen sadece hayatta kalmıyorsun; tam da olduğun gibi, en derin ve en sağlam biçimde yoğruluyorsun.

Her şey zamanında şekilleniyor. Sabır, sonunda en güzel formattır.